Kreşler ve Çocuk Eğitimi – 1

Buradasınız://Kreşler ve Çocuk Eğitimi – 1

Kreşler ve Çocuk Eğitimi – 1

İnsanoğlunun hayatında belli dönemler vardır:

0 – 3 yaş: Bebeklik ve ilk çocukluk,
3 – 6 yaş: Okul öncesi dönemi,
6 – 12 yaş: Okul dönemi,
13 yaş ve üstü: Ergenlik dönemi,
…. Yetişkinlik

Üçüncü yaşla birlikte çocuklarda sosyallik ön plana çıkar. Daha önceki yaşlarında (0 – 3 yaş) ev ortamı yeterlidir.

Üç yaşı bitince ev ortamı yetmez. Artık çocuğun yaşıtları arasında olması gerekecektir. Bu ihtiyacı günümüzde kreş – yuva, anaokulu dediğimiz okul öncesi kurumlar karşılıyor. Çocuklarının bu ihtiyacını bildikleri için gelişmiş ülkelerde anneler ev hanımı olsalar dahi çocuklarını okul öncesi kurumlara yolluyorlar. Bizde ise çocuklarımızı erken diye göndermek istemiyoruz.

Bence bunun nedeni toplum olarak ailelerimizin çok koruyucu olması. Ailelere özellikle 3 yaş sonrasında anaokulu önerdiğimde çok aile “okuldan bıkar, sonra da ilkokulda sorun yaşarız” diyor. Gelişmiş ülkelerde ise çocuklarını anaokuluna gönderen anneler “bıkar” demiyorlar, akıllarına bile gelmiyor. Peki, biz neden “bıkar” diyoruz? Çünkü anne çocuğunun kendisinden kopmasını istemiyor. Hep gözünün üzerinde olmasını istiyor, aslına bakarsanız çocuğundan ayrılmak istemiyor. Savunma mekanizması geliştirip “okuldan bıkar” diyor. Anne – çocuk arasındaki bağlılık bağımlılığa dönüşüyor.

Çocukların üç yaşından sonra bizden kopması ve kendine ait bir dünyasının olması, bağımsızlık kazanmaları gerekir. İlkokulda okul fobisi yaşayan çocukların % 95 i okul öncesi kurumlara gitmemiş çocuklardır.

Peki ama, bir iki kuşak önce okul öncesi kurumlar bu kadar yoktu ve biz anne babalar ana okuluna gitmedik, çoğumuz sadece 6 yaşımızda hazırlık sınıfına gittik. Bizler nasıl yaşıtlarımızın arasında olduk, sosyalleştik?

  • Çok çocuklu ailelerde büyüdük,
  • Komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkileri çok iyi ve zengindi, birbirimizin evinde birlikte büyüdük,
  • Bahçemiz, sokağımız vardı. Herkes birbirini tanıyor ve güveniyordu.

Böylece vücudumuzu kullanıp koştuk, düştük – kalktık, kavga ettik – sevdik, oynadık, yendik – yenildik, paylaştık. Tüm bunlar anaokulu ihtiyacımızı karşıladı. Şimdi ise bunların hiç biri şehirlerde yok. Büyük şehirlerde aynı apartmanda yaşayan çoğu insan birbiri ile tanışmıyor veya aynı apartmanda yaşıt çocuklar yok. Artık sokağa da güvenemiyoruz, güvenlik bir sitede oturmuyorsanız çocuklarınızı sokağa bırakmamalısınız.

Üç yaşından sonra çocuğunuzu okul öncesi bir kuruma vermeden önce dikkat etmeniz gerekenler şunlar:

  • Üç – dört yaş grubu için mümkün olduğunca evinize yakın bir okul seçin. En az 3 – 4 okul gezin. Sizin kriterlerinize, beklentilerinize uyan bir okul mutlaka vardır.
  • İlkokul öncesi ise çocuğunuzu hangi ilkokula gönderecekseniz o okulun okul öncesini tavsiye ederim. Çocuğunuz o kurumun eğitim sistemini, tarzını öğrenerek ilkokula başlamalı. Bu şekilde ilkokulda sorun çıkarsa çok hızlı çözülüyor: Çünkü çocuk okul öncesi dosyası ile birinci sınıfa başlıyor, okul da çocuğu çok iyi tanımış oluyor.

Okul seçerken çocuğunuzun fikrini sormayın. Hangi okula gideceklerine çocuklar karar veremez. Onlar sadece oyuncaklara ve binanın dış albenisine bakıyorlar. Hangi okul kararını siz büyükler vermelisiniz.

Eğer çocuğumuzu üç yaşından sonra anaokuluna göndermez isek neler oluyor? Ev artık yetmeyeceği için çocukta davranış sorunları, bir yerlerde problemler başlıyor. Ekran başında kalma süresi artıyor.

Herhangi bir sebeple çocuğunu anaokuluna göndermeyen, ben çocuğumla sürekli ilgileneceğim, onunla oynayacağım diyen anne babalara diyorum ki:

Biz çocuk değiliz, çocuk da olamıyoruz. Onlarla yetişkinlermiş gibi oyun oynuyoruz. Hep yanlışlarını görüp düzeltiyoruz, onlara akıl veriyoruz, her şeylerine karışıyoruz. Ortalama bir saat sonra çocuk olmaktan yorulup oyundan kurtulmanın yollarını arıyoruz.

Bazı anneler de “Hep eteğimde, ben olmadan hiçbir şey yapmıyor. Artık boğulduğumu his ediyorum. Beni kurtarın. Ben ne yapmalıyım?” diye soruyorlar.

Biz anne babalar çocuklarımızdan ayrılmayı, onlardan kopmayı öğrenmeliyiz. Anaokulu imkanınız var ise mutlaka göndermelisiniz. Peki, hiç anaokulu imkanınız yok ise ne yapacaksınız? Çocuğunuzu çok çocuklu ortamlara götüreceksiniz. Evinize çocuk alacaksınız. Çocuklu ailelerle görüşeceksiniz. Çocuğunuzu çocuk parklarına, oyun alanlarına götüreceksiniz. Dış ortamları çok çok kullanacaksınız.

Çocuklarımızı sadece sosyalleşmeleri ve oyun oynamaları için kreş, yuva ve ana okullarına gönderiyoruz dersek onlara haksızlık etmiş oluruz. Buralarda çocuklar aynı zamanda kaliteli ve yaşlarına uygun bir eğitim de alıyorlar, oyun içinde öğrenmeyi öğreniyorlar. Okul öncesi eğitimi alan çocuklarda, bir sorunları varsa, öğretmenleri hızla tespit edip ailelerine bildiriyorlar. Böylece sorunlar erkenden çözümlenebiliyor: Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, hiperaktivite, davranış problemleri, asosyallik, ince veya kaba motorda gerilik, vs.

Anne baba olarak çocuğumuzda olabilecek bu tip problemleri objektif bakıp göremeyebiliriz. Ve geç kalabiliriz. Çocuk gelişiminde özellikle erken tanı çok önemlidir, zira beyin gelişiminde 0 – 6 yaş en önemli dönemdir. Altı yaşından önce tanı alan çocuklar çok daha hızlı çözüme kavuşurlar.

2 – 3 yaş arasında bazı çocukların kreşe gitmesini öneriyorum. Haftada 2 – 3 gün yarım gün başlanabilir, çok iyi giderse ve sağlık sorunları yoksa yarım günle sınırlı kalmak şartı ile gün sayısı artırılabilir. Çocuk öğle uykusunu evinde uyumalı. Kimlere öneriyorum:

  • Çocuk evde yalnız ise, hiç arkadaşı yok ise,
  • Ekran: Televizyon, bilgisayar, tablet, cep telefonu ile çok zaman geçiriyor ise,
  • Dış ortama çıkarma imkanı çok az ise,
  • Anne babanın çalışma saatleri çok uzun ise.
By | 2016-10-13T19:13:49+00:00 21 Ekim 2014|Aile Danışmanlığı|0 Comments

About the Author:

1961 Kırklareli Lüleburgaz doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Lüleburgaz da tamamladı. Gazi Üniversitesi Çocuk Gelişim ve Eğitimi mezunu. Okulu bölüm birincisi olarak bitirdi. Yüksek lisans programını İ.Ü Çocuk Sağlığı Enstitüsü' nde tamamladı.   1986 yılında İ.Ü. Çocuk Sağlığı Enstitüsünde Uzman Eğitimci olarak göreve başladı. Mayıs 2014 de emekli olana kadar aynı kadroda çalıştı. 1987-1989 yıllarında Almanya Münih Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisinde bulundu. 1988-1989 yıllarında İnternational Montessori eğitimine katıldı. Buradaki öğrenimi sırasında Montessori okullarında normal ve özürlü çocukların entegre eğitiminde çalıştı. Uluslararası Montessori Diploması yanında Orff Müzik Terapisi, Konuşma Terapisi, Duyu Bütünlemesi Terapisi uzmanlıklarında sertifikaları vardır.   Normal sağlıklı çocuklar, üstün zekalı çocuklar (ileri çocuklar), nörolojik özürlü çocuklarla çalışmaktadır. Çalıştığı nörolojik hasta grupları arasında özellikle spastik çocuklar, otistik çocuklar, gelişimsel geriliği olan çocuklar bulunmaktadır.   Özel Eğitim, Konuşma Terapisi, Görsel Algı Bozukluğu, Aile Terapisi, Davranış Bozukluğu, Montessori Terapisi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Eğitimlerini uygulamakta ve gerekli testleri bizzat yapmaktadır.   Evli ve iki oğul sahibidir.

Leave A Comment